30 Yıl Sonra




Şirket, çalışmaların durmasından şikayetçi olmuş ve birkaç demokrat yakınını araya sokarak çalışmanın devam etmesini sağlamış. Şirket, uygulanan plana göre mezarlardaki naaşları çıkarıp diğer bir yere gömeceklermiş. En erken gömülen bireyin 30 senelik bir mezarda yattığı öğrenilmiş. Bu eski köyün sakinlerinin mezarları tek tek açılmaya başlamış. İşçiler kabirleri açtıkça bir sürü parça parça olmuş bir i-ske-let ve kötü kokulardan diğer bir şey görmemişler bütün k-abirler açılıp na-aşlar taşındıktan sonra geriye tek bir mezar kalmış. Oraya en son gömülen 30 senelik mezar

Diğerlerinde bulunduğu gibi bu m-ezarı da açmışlar. Vurulan her bir kazma kürek sesiyle sanki bir canlıya vuruyormuş gibi sesler geliyormuş. Kabri açtıklarında bir ta-but bulmuşlar. Tabutun kapağını açtıklarında bir anda işçiler tekbir getirip kelime-i tevhid okumaya başlamışlar. Korku ve heyecandan ne yapacaklarını şaşıran işçilerden bazıları düşüp basenemış. Kabirdeki bireyin vücudu hiç bozulmamış rengi sanki canlıymış gibi tazeymiş, yüzü ayın ondördü gibi parlak, kokusu miski amber gibiymiş. Tüm işçiler

Tüm işçiler o bölgeye toplanmış ve tekbirler ortamında naaşı kabirden çıkarmışlar. Çıkarılan mevtanın yüzünü açtıklarında “bu filancanın oğludur, bunu tanıyoruz” diyenler olmuş. Onlar da bu bireyin 30 sene önce ö-ld-üğ-üne tanıklık etmişler. Genç, sanki şimdi gömülmüş gibi tazeydi. Gece alıp babasına götürmüşler. Babası oğlunun naaşını gördüğünde tekbir getirmiş ve gözyaşları içerisinde şu şekilde demiş: “Tanrı’ım Tanrı’ım sen ne yücesin Tanrıım senin lütfun ne güzeldir. 30 senedan sonra oğlumu bana hiçbir şey değişmemiş bir durumda gösterdin.” Genci alıp diğer bir kabre götürmüşler ve o bölgeye d-ef-net-mişler…

Defin işlemlerinin sonrası orada tespit edilen işçiler gencin babasına şu şekilde demişler: “Tanrı aşkına söyle oğlun yaşarken ne yaptı da ölü cesedi böylesine nuri pak kaldı. Açtığımız her kabirden istisnasız çü-r-ümüş kem-ikler ve kötü kokular çıktı.” Yaşça büyük olan adam şu şekilde demiş: “Tanrı’a yemin olsun ki oğlumu bildim bileli namazlarında iftitah tekbirini hiç terk etmezdi. Cemaatle namazı da daima en ön safta kılardı. Cami ve mescitleri yapımında gönüllü çalışırdı, her sabah kalktığımda onu sabah namazına uyanmış görürdüm, beş zaman namazını da bir kez olsun aksattığını görmedim. Zannediyorum ki bu yüzden Tanrı onun cesedini çürütmedi. Namaz insanın rabb’i ile olan irtibatıdır. Oğlum her şeyden çok severdi.” demiş. İslamın şartları arasında tespit edilen namaz kılmak, ibadetlerin en üstü olarak kabul edilmektedir. İbadetler içerisinde en faziletlisi namazdır. Cennetin anahtarı namazdır. Bu yüzden dinimiz namazı ömrümüzün sonuna kadar kılmayı emretmiştir. Namazla Tanrı’a bağlılığını sevgili ve ona karşı minnettarlığını göstermiş oluruz. Beğendiyseniz sediklerinizle paylaşmayı unutmayın. Sağlıklı günler


Bilgi: Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz.
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.